8 Şubat 2013 Cuma

"Angara Angara bir-ki bir-ki" Yolculukları severim. Cam kenarına oturup uzaklara bakıp müzik dinlemek=Kendini klip kızı zannetmek

 3 haftalık İzmir tatilinden sonra Ankara'ya dönüş vakti geldi. Bu kadarı yetti de arttı bile diyebilirim, çünkü -tamam "Kavuşacağını bildiğinde özlemek dünyanın en harika duygusu.", ama- özlemin de bir sınırı var ve ben o sınırı geçeli çok oldu sanırım. Şöyle bişey filan mesela.

 Şimdi bir de işin "özgürlük" yanı var. Ankara'da tamamen kendi düzenim ve akışına -çoğunlukla- benim karar verdiğim bi' hayatım var. Ancak İzmir'e geldiğimde Özgür kız gidip yerini ev kızına bırakıyor. YİHUU(!). O yüzden İzmir'e geliş-gidiş arasında gelen süreç şöyle oluyor: 

  -İlk bir-iki gün: EV, NE KADAR RAHAT, YATAĞIM ODAM ANNE YEMEĞİ VUUHHUUU
  -Sonraki 1-1,5 hafta: Yani ev de güzel ama.. Bişeyler eksik ya.. Böyle.. IPFI IPFI
  -Son hafta: YETEER GİTMEK İSTİYORUM BİTSİN AAAA



 Genelde böyle yani. Hiç de şaşmaz bu süreç. Ankara'da akşamları hani bi program olduğunda, gece dışarı çıkılması gerektiğinde vs. çıkıyorum, geziyorum ediyorum, ailem de bunu biliyor tabii, saat 10'da sütümü içip yattığımı düşündüklerini zannetmiyorum. Ama bunun aynısının İzmir'de olabilmesini kabullenemiyorlar, ne yaman çelişkidir yarabbi.. YÖ HÖRKÖS ÇIKIYO YOO BÖN DÖ ÇIKÇOM YÖÖ filan diye gereksiz bi ergen tribimsi durum da yaratmak istemiyorum ama artık bana güvenebileceklerini de öğrenmeleri lazım, ki bugüne kadar ailemin güvenini sarsacak bi' durumda kalmamak için elimden geleni yaptım. Amaan..

 Yarın yine yol, 8 saat. Bi' de en sevmediğim şey o molada inmek tısıtısı yürümek. Afyon'da duruyor zaten otobüs. Yılda iki kere-Eylülde giderken ve Haziranda dönerken-den hariç hep gri hep gri. Pis gri, püf. İnmiyorum arkadaş molada inmiyorum ya. İnmeyince de sonra hep bi "uyuşuk"luk. Çileler çileler, sabır. Ama o 8 saatin sonundaki o mutluluk tarifsiz, tabii taksi sırasıyla/dolmuş beklemekle uğraştıktan sonra. O aşamayı da atlattıktan sonra.. Hayatımdaki en kötü FOTOŞOK olsa da..

 Şimdi ise bir tatil klasiğiyle karşı karşıyayım: Valize sığamamak. Yani yine şaşırıp kalamadım pek bu sefer, o kadar alışveriş yaparsam sonucun bu olacağı belliydi ama.. Kendim kaşındım, bu durumdan bir başka şahıs mesul değildir. O zaman DANS EDİYORUZ!

 Neyse gidip hazırlıklarımı tamamlayayım, daha "kavuşmam" gereken bişey -tamam kötü çizdim, touchpad'le bu kadar oluyo :( - var. Yol, hep yol, daima yol.. Bu durumda bir sonraki yazımda Ankaradan sesleniyor olacağım, evet.

 Çünkü gevrekboyozçiğdem.


İzmir'in güzelim denizinden bir kareyle tatili kapatalım.
-Yer: Gülbahçe yakınları-
Ankara'da da bu fotoğraflara bakıp ağlayalım, evet.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...