23 Aralık 2012 Pazar

"MÖÖÖ.. Ay, selam diyecektim." Merhaba başarısızlık.

  Buraya yazmak ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum. Ama içimde kocaman bi' dert. Belki "Ay inek galiba.." olacak, belki de "Aynı derdin benzeri bende de var, yalnız değilmişim." Bunları yazının sonunda görücez.

  Lise hayatı boyunca derslerden başka HİÇBİR uğraşı olmayan bir Sayısalcı. "Ders çalış, test çöz, bu topu bu tepeden eğik at bak bakalım hızı kaçmış, bu molekülü bununla birleştir aa noluyomuş tuz oluyomuş şeker oluyomuş ehehe."lerle geçti dört koca yıl. Sonra sınav geldi, bi de baktım TM olmuşum meğersem. Mühendis olmayı umut ederken İşletme denilen bi' yerdeyim. Maruz kaldığım "EHEHEH KİMİ İŞLETECEKSİN BAKALIM :))))))))))))))" esprilerini söylemiyorum bile..


  Ama geçen yıl İngilizcemin iyi olmasının verdiği rahatlıkla hazırlıkta tam anlamıyla YAT-TIM. 1. sınıf olduk, işler değişti. Bir sürü ders, hem de bölüm dersleri: Aman Allah. Bir türlü yapamıyorum; ben mi zaman yönetimi konusunda yeteneksizim, yoksa..

  En büyük korkum ailemin -ki lisedeki durumuma bakarak benim notlarıma takıntılı olduklarını söylememiz oldukça kolay gibi? Evet öyle.- bendeki bu değişimi hayatımdaki "değişim"e bağlamaları. Beni zaman açısından kısıtlayan hiçbir şey yok aslında; ben boş zamanımda çalışamıyorum. Bkz: Şu yazıyı yazarken bile önümde açık bir Muhasebe kitabı ve ders notları var. Sorun onlarda değil, tamamen BENde yani.

  Baskıdan korkuyorum. Bu baskının beni daha çok yıkmasından korkuyorum. Ayrıca da SINAVDA DOĞRU ÇÖZDÜĞÜM SORUYU SİLİP YANLIŞINI YAPMAKTAN NEFRET EDİYORUM. 

   Tek istediğim sıkılmamak. Ve sınavlarda çalıştıklarımın aklıma gelmesi. Ulan, çalışıyorum çalışıyorum sınavda pırıl pırıl tertemiz bir beyin "Buyrun güle güle kullanın, biz ona bi' güzel format attık." şeklinde. Neyse.. Gideyim de bu önümde açık duran kitaba ayıp yani, çalışayım, ağlamayayım.

  Ben çok hırslı olabilirim, ki öyleyim; belki inek diye tabir de edilebilirim, ki öyleydim ama şu an alakam yok. Keşke yine çalışsam bana da öyle lakaplar taksalar. 

  Yine gereksiz depresif bi yazı. Hayatın gerçekleri acıymış. Para odaklı bir dünyada para kazanmak için-> iyi bir meslek-> iyi bir eğitim & bu eğitimi de yüksek notla tamamlamış olmak lazım, ne acı. Halbuki yapacak daha güzel şeyler, dinlenecek daha çok güzel müzik, görülüp fotoğraflanacak yerler var. 

  Çünkü çiğdemboyozgevrek.

2 yorum:

  1. Neden dünyanın para odaklı olduğunu düşünüyorsun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogumla ilgilenemediğim için şu sıralar, geç bi' yanıt olacak, özür diliyorum: Ben idealimdeki dünyayı anlatayım, onun üstünden bi yorum yapayım. Benim dünyamda hani insanların barınma, giyinme, besin bulabilme gibi bi kaygıları olmasın, herkes gününü sanatla, felsefeyle uğraşarak geçirsin, insanlığa faydalı yani ruha hitap eden şeyler ortaya konsun. Ama şu anki durumumuza bakacak olursak, tüm bu okuduğumuz okullar iyi bi iş ve maaş sahibi olabilmek için, kendimizi anlama yolunda pek bir şey yaptığımız söylenemez. Peki o maaşlarla napıcaz? İşte evidir arabasıdır, bilmemnemarka kıyafetidir, hep bunlarla harcanacak. Çünkü gittiğimiz iş yerinde kabul görebilmek için bunlara ihtiyacımız olacak, çünkü şu anki bakış açısı maalesef bu.

      Çok fazla değişik ortamda bulundum, arkadaş çevrem dolayısıyla farklı insanlarla da tanıştım, memleketi/yaşı ne olursa olsun neredeyse herkes böyleydi. Benim başta bahsettiğim gibi bi sistem şu an mevcut olmadığına göre... Yani kafamın içinde çok şey var şu an, ama hepsi karmaşık ve dile getirmek çok zor. Umarım az çok bir fikir verebilmişimdir.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...